“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah ‘Dan bir şey ister ve o saate denk gelirse Allah muhakkak ona icâbet eder. Ashab-ı kirâm: ‘Bu saat hangi saatdir yâ Resûlellah” dediklerinde: “İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.” buyurdular.
 

“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” (Tirmizî, Ticâret, 41.)
 
Cumaniz mübarek olsun…

Selam ve dua ile…

”Dua kulun derdini Allah’a bildirmesi değil,o derdin dermanının ancak Allah olduğunu bilmesi halidir”Dualarımızı,ibadetlerimizi arttırmak ümidiyle..
Hayırlı geceler ve sahurlar…

“Herbir hasenenin sevâbı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâbân-ı Muazzamda üç yüzden ziyâde ve Ramazan-ı Mübârekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere, Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.”Mektubat

www.ferahkapisi.com

“Zehebe’z-zamen, ve’bteleti’l-urûku ve sebete’l ecru inşâallah”

Anlamı: “Susuzluk gitti. Damarlar ıslandı. İnşâallah sevap sâbit oldu”
(bk. İbn Mâce, Sıyâm, 48; İbn Kayyim, Zâdü’l-Meâd, II, 52).


 İFTAR SOFRASINDA DUA: (dahası…)


www.ferahkapisi.com

Ramazan’ın sıyâmı, dünyada âhiret için ziraat ve ticaret etmeye gelen nev-i insanın kazancına baktığı cihetteki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir.

Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.

Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır. (BSN)

BÜYÜK MÜTEFEKKİR ALMAN JOHANN WOLFGANG VON GOETHE’DEN PAPA’ YA CEVAP“Çok kısa bir süre önce İslâm Peygamberinin hayatını büyük bir ilgiyle okuyup tahsil ettikten sonra gördüm ki; O, asla yalancı bir Peygamber değildir.”

Dichtung und Wahrheit (Şiir ve hakikat)

“Kilisenin midesi büyüktür,

Bütün memleketleri yiyip bitirdi,

Yine kendine gelemedi.

Sevgili hanımlar, kilise sadece

Haram olan malı hazmedebilir.”

Faust -1-

“Çılgınlıktır , herkesin her hususta

Şahsi görüşünü övmesi!

Eğer, İslâm teslim olmak demekse ALLAH’a

Öyleyse, hepimiz yaşayıp ölmekteyiz İslâm’da.”

West-östlicher Divan (Doğu Batı Divanı)

1820 yılında, arkadaşı Willemer’e yazdığı bir mektubunda da

“(…) Bizler, hepimiz erinde veya gecinde İslâm dininin salikleri olmak mecburiyetindeyiz.” Diyen Goethe nihayet bir şiirinde:

“Nefsini bilen

Rabbini bilir”der.

Birefe (22 Aralık 1820)

Goethe’nin mektupları.

“Kıyamet günü Sur’a üfürülünce,

Dünya hayatı hepten bitince,

Hesap vermekle mükellefiz

Ağzımızdan çıkan her faydasız söze.”

West-östlicher Divan (Doğu Batı divanı)

Kaynak: Goethe ve İslâmiyet

Yr.Doç.Dr. Bayram YILMAZ

Cafer bin Muhammed, dedesinden rivayet ediyor:
Bir kimse, bir mümini sevindirince, Allah verdiği bu sevinç sebebiyle, onun için bir melek yaratır. Kul, kabrine vardığında, o Sevinç Meleği gelir ve ölen kişiye: Beni tanıyor musun? der. Ölen kişi: Sen kimsin? diye sorar. Sevinç Meleği: Ben filancaya verdiğin sevinc(ten yaratılan melek)im. Bugün senin yalnızlığında sana dost olacağım ve sorgu meleklerine vereceğin cevapta sana telkinde bulunacağım. Kıyamet günü göreceğin dereceleri sana seyrettireceğim. Senin için Rabbinin yanında şefaatçilik yapacağım. Sana cennetteki yerini göstereceğim. der.
(İbn-i Ebid-dünya/Sevap)

Allah (c.c.), Mucîb’tir. Yani işiten, cevap veren, icâbet eden, gören, merhamet eden ve kullarının duâlarından hikmetine uygun olanları ve dilediklerini kabul edendir. Cenâb-ı Hak her duâ edene cevap verir, her niyazda bulunan kuluna icâbet eder, her mahlûkunun hâl ve söz diliyle yaptığı yakarış ve sızlanışları dinler ve şefkati ile mukabele buyurur. (dahası…)

Allah (c.c.), Hannân’dır. Yani mahlûkatına çok merhametlidir, çok düşkündür; bol lütuf, kerem ve bereket sahibidir. Allah’ın merhameti tüm kâinatı kuşatmış, gazabını geçmiştir. O Rahmân ve Rahîmdir, rahmet ve şefkatiyle her şeyi ihâta etmiştir. (dahası…)

Allah (c.c.), Halîmdir. Yani sonsuz hilim sahibidir. Günahlara karşı mühlet verir, tövbe için fırsat tanır, nedâmet ve pişmanlık için imkân lütfeder. Cenâb-ı Halîm-i Rahîm, gazabın ve öfkenin zulmünden münezzehtir, gazap ve celâl halinde de şefkati ve merhameti ön plândadır. Onun rahmeti gazabını geçmiştir. Asileri cezâlandırmakta aceleci değildir. Ehl-i dalâletin düşüncesiz sözleri, akılsız hareketleri ve âsilerin isyanları ile çabuk öfkelenmez, teennî ile af kapılarını dâima açık bırakır ve tövbekâr kullarını affeder. Resûlullah Efendimizden (a.s.m.) rivâyet edilen1 Halîm ismi ile Cenâb-ı Hakkın aceleci olmaktan, kararında yanılmaktan ve zulüm içinde bulunmaktan münezzeh olduğunu anlarız. (dahası…)

Sonraki Sayfa »