Allah (c.c.), Halîmdir. Yani sonsuz hilim sahibidir. Günahlara karşı mühlet verir, tövbe için fırsat tanır, nedâmet ve pişmanlık için imkân lütfeder. Cenâb-ı Halîm-i Rahîm, gazabın ve öfkenin zulmünden münezzehtir, gazap ve celâl halinde de şefkati ve merhameti ön plândadır. Onun rahmeti gazabını geçmiştir. Asileri cezâlandırmakta aceleci değildir. Ehl-i dalâletin düşüncesiz sözleri, akılsız hareketleri ve âsilerin isyanları ile çabuk öfkelenmez, teennî ile af kapılarını dâima açık bırakır ve tövbekâr kullarını affeder. Resûlullah Efendimizden (a.s.m.) rivâyet edilen1 Halîm ismi ile Cenâb-ı Hakkın aceleci olmaktan, kararında yanılmaktan ve zulüm içinde bulunmaktan münezzeh olduğunu anlarız.

Kur’ân, Cenâb-ı Hakkı Halîm ismiyle de zikreder. “Zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan muhakkak Allah’tır. Eğer onlar yok olurlarsa, and olsun ki onları, Ondan başka kimse tutamaz! O şüphesiz, Halîmdir, Ğafûrdur.”2 Şu âyet de Cenâb-ı Hakkın Halîm ismini açıklar mâhiyettedir: “Eğer Allah insanları işlediklerine karşılık hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde bir canlı bırakmaması gerekirdi. Ama onları belli bir süreye kadar erteler. Vakti gelince gereğini yapar. Muhakkak Allah kulları üzerinde Basîrdir (görmektedir).”3

Bedîüzzaman’a göre, küfür ve şirk Allah’ın birliğine zıttır ve insanın tabiatını çirkinleştirir. “De ki: Eğer dedikleri gibi, Allah ile beraber ilâhlar bulunsaydı, o takdirde hepsi Arşın sahibiyle savaşmaya yeltenirlerdi. O, Onların söylediklerinden münezzehtir, uludur ve yücedir. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar Onu tesbih ediyorlar. Onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Muhakkak O, Halîmdir, Ğafûrdur”4 âyetinde Kur’ân, şirkin akıldan ve sâlim düşünceden ne kadar uzak olduğunu zikrettikten sonra, peşinden Allah’ın Halîm ve Ğafûr olduğunu hatırlatır.

Bu hatırlatma, Bediüzzaman’a göre, Kahhâr-ı Zülcelâlin, hadsiz çirkin bir isyana nasıl müsaade ettiğinin ve isyancıların başlarına kâinatı neden harap etmediğinin, bu gibilere mühlet tanımasının hikmetini açıklamaktadır.5 Öyleyse, günahların affı için Halîm isminden muhakkak imdât istenmelidir.6

Dipnotlar:
1- Tirmizî, Daavat: 86.
2- Fatır Sûresi: 41.
3- Fatır Sûresi: 45.
4- İsra Sûresi: 42-44.
5- Sözler, s. 394.
6- Mesnevî-i Nuriye, s. 113.